Ekonomi

Basın Bülteni- Securitas, 2026 güvenlik trendlerinde yapay zekâ ve bulutu öne çıkardı



Yapay Zeka (AI), bulut ve akıllı sensörlerin dönüşümü hızlandırdığı bu dönemde,
güvenlikte yeni normal kuralları yeniden yazılıyor.

Dünyanın önde gelen güvenlik teknolojileri sağlayıcılarından Securitas Technology,
sekizincisini yayımladığı 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu ile sektörün
geleceğine yön verecek başlıca eğilimleri açıkladı. Rapor, yapay zekâ, bulut
çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik yatırımlarındaki dönüşümü hızlandıracağını
ortaya koyuyor.

Güvenlik teknolojilerinde dönüşüm hızlanıyor
Securitas Technology Orta Avrupa Başkanı İsmail Uzelli, Katılımcıların yüzde 30'u
yapay zekâyı gelecek yılın en kritik yatırımı olarak görüyor. Yüzde 34'ü beş
yıl içinde buluta geçmeyi planlıyor. Şirketlerin yüzde 48'i ise şimdiden gelişmiş
sensör teknolojilerini kullanıyor. Bu veriler, güvenlik teknolojilerinde dönüşümün
hızlandığını açıkça gösteriyor. Artık şirketler yalnızca riskleri yönetmiyor,
aynı zamanda iş süreçlerine değer katan entegre çözümlere yöneliyor diye
konuştu.

Şirketler için yol haritası sunuyor
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise Güvenlik artık
sadece bir koruma kalkanı değil, yapay zekâ, bulut ve sensör teknolojilerinin
gücüyle operasyonel verimliliği, sürdürülebilirliği ve stratejik değeri artıran
kritik bir unsur haline geldi. Securitas Technology'nin 2026 Raporu, kurumlara,
güvenlik alanında izleyecekleri yol haritasını sunuyor. Kurumlarda teknolojiyi
benimseyerek yeni verimlilik alanları yaratmak ve çalışan güvenliğini en üst
düzeye çıkarmak için harekete geçme zamanı. Biz de bu raporla, müşterilerimizin
ve iş ortaklarımızın geleceğe güvenle hazırlanmasına rehberlik etmekten mutluluk
duyuyoruz diye konuştu.

Yapay zekâ: Reaktiften proaktife geçişin itici gücü
Yapay zeka (AI), günümüzde güvenlik teknolojilerinde aktif olarak kullanılıyor.
Bir süredir video izleme ve tehdit tespiti çözümlerinde makine öğrenimi ve veri
analitiğinden yararlanılıyor. Plaka tanıma, alan doluluk yönetimi, yüz tanıma,
nesne algılama, nesne takibi gibi AI destekli kullanım senaryoları da yaygınlaşıyor.

Bu teknolojiler, anomali tespiti ile şüpheli davranışları veya olağandışı hareketleri
gerçek zamanlı olarak belirleyebiliyor, video içi arama sayesinde güvenlik
personeli, binlerce saatlik görüntüyü manuel olarak incelemek yerine, istenen
olayları dakikalar içinde bulabiliyor. Otomatik raporlama sistemleri ise olay
kayıtlarını analiz edip, risk seviyesine göre önceliklendirilmiş aksiyon planları
sunuyor.

Bunun yanı sıra yapay zekâ destekli sistemler, proaktif tehdit analizi ile olası
riskleri henüz gerçekleşmeden öngörme imkânı sağlıyor. Örneğin, bir tesisin giriş-çıkış
verilerini analiz ederek anormal giriş yoğunluklarını tespit edebiliyor
veya sensör verilerini işleyerek olası yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızalarına
karşı erken uyarı verebiliyor.

Yapay zekâ, sadece veri analizini hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda güvenlik
ekiplerinin stratejik karar alma süreçlerini destekliyor. Kaynakların daha verimli
kullanılmasını sağlıyor. Risklere daha hızlı yanıt verilmesine imkân tanıyor.
Bu sayede güvenlik operasyonları reaktiften proaktif bir modele dönüşüyor.
Kurumların maliyetleri azalıyor, güvenlik standartları yükseliyor.
Securitas Technology'nin raporu, kurumların yüzde 70'inin güvenlik programlarında
yapay zekâ kullandığını ortaya koyuyor.

Yapay zekanın dönüştürücü gücü, güvenlik sektörünün geleceğini şekillendirmeye devam
edecek. Kurumlar anomali tespiti, video içi arama ve proaktif tehdit analizleri
gibi GenAI uygulamaları sayesinde reaktif güvenlikten proaktif risk yönetimine
geçiş yapabilecek.

Bulut: Güvenliğin yeni standardı
Rapora göre, güvenlik teknolojileri alanında bulut tabanlı çözümler 'yeni normal'
haline geldi. Raporda, bulut tabanlı çözümlerin en dikkat çekici faydaları arasında
ölçeklenebilirlik, daha basit kurulum ve kolay bakım gösteriliyor. Ayrıca
merkezi güvenlik yönetimi ve artan verimlilik, şirketlerin bulut sistemlerini
tercih etmesindeki en önemli nedenler olarak öne çıkıyor.

Anket sonuçlarına göre, günümüzde kuruluşların yüzde 18'i tamamen bulut tabanlı
sistemler kullanırken, yüzde 34'lük bir kesim ise önümüzdeki beş yıl içinde tamamen
buluta geçmeyi planladığını belirtiyor. En çok kullanılan bulut tabanlı sistemler
ise sırasıyla Video İzleme, Geçiş Kontrolü ve İzinsiz Giriş Tespiti olarak
sıralanıyor.

Bulut teknolojileri, şirketlere uzaktan yönetim imkânı sunarak tesislerini her yerden
izleme ve yönetme esnekliği sağlıyor. Ayrıca yerel depolama çözümlerine kıyasla
daha esnek ve maliyet etkin bir depolama modeli sunması, bu teknolojinin
cazibesini artırıyor. Siber güvenlik açısından da verilerin yedekli kopyalarını
saklayarak saldırılara ve olası felaketlere karşı önemli bir koruma kalkanı oluşturduğu
vurgulanıyor.

Sensör teknolojilerinde akıllı dönüşüm
Nem, sıcaklık, hava kalitesi, duman ve gürültü gibi parametreleri ölçebilen gelişmiş
sensörler, güvenlik sistemlerinde hızla yaygınlaşıyor. Rapor, güvenlik sektöründe
gelişmiş sensör teknolojilerinin geleceği şekillendiren üç ana trendden
biri olduğunu vurguluyor. Bulut teknolojisi ve yapay zekayla birlikte anılan bu
sensörler, güvenlik sistemlerinin daha akıllı, proaktif ve entegre hale gelmesini
sağlıyor.

Artık sadece bir olayı tespit etmekle kalmayan, aynı zamanda bu olayın içeriğini
de anlayabilen akıllı sensörler, özellikle bulut tabanlı izinsiz giriş tespiti
gibi sistemlerde etkin bir şekilde kullanılıyor. Bu sistemler, geleneksel sensörlerin
aksine, verileri analiz ederek yanlış alarmları azaltıyor ve gerçek tehditleri
daha doğru bir şekilde belirleyebiliyor.

Sensör teknolojilerindeki bu akıllı dönüşüm, güvenlik sistemlerinin pasif birer
gözlemci olmaktan çıkıp, veri analizi ve durumsal farkındalık sağlayan proaktif
araçlara dönüşmesini temsil ediyor. Bu sayede güvenlik yönetimi daha verimli hale
gelirken, kurumlar ve kullanıcılar için daha güvenli ortamlar oluşturuluyor.

Bu teknoloji, yalnızca fiziksel güvenliği sağlamakla kalmıyor, enerji yönetimi,
çevresel izleme ve çalışan konforu gibi alanlarda da kurumlara stratejik veri sağlıyor.
Rapora göre kurumların yüzde 74'ü sensör entegrasyonlarını artırmayı planlıyor.

Belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı artıyor
Rapora göre, güvenlik teknolojisi yatırımlarını yönlendiren üç temel iş önceliği
öne çıkıyor. İlk olarak, artan belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı dikkat çekiyor.
Bu başlık altında çalışan güvenliği, kriz iletişimi, risk istihbaratı ve
acil durum hazırlığı gibi unsurların önem kazandığı vurgulanıyor. İkinci öncelik
ise proaktif olay müdahalesi. Şirketlerin alarm yönetim araçları, çoklu veri
kaynaklarının entegrasyonu ve yapay zekâ destekli sanal ajanlar gibi çözümlere
yöneldiği ifade ediliyor. Üçüncü öncelik olarak ise güvenlik teknolojisinden yeni
değer yaratma öne çıkıyor. Raporda, güvenlik sistemlerinin iş süreçleriyle entegrasyonunun
önemine dikkat çekiliyor. Bu entegrasyonun çalışan ve müşteri deneyimini
iyileştirebileceği vurgulanıyor. Ayrıca iş zekâsını güçlendireceği ve
sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacağı belirtiliyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli
Branch: unknown | Env: local