Ekonomi

TÜRKONFED Başkanı Sönmez Sanayide biz üretiyoruz, kâr başkasının hanesine yazılıyor



Türkiye'nin gönüllülük esasıyla bir araya gelen en büyük bağımsız iş dünyası örgütü
TÜRKONFED, 26. İş Dünyası Zirvesi'ni Antalya'da düzenledi. 'Küresel Kırılma
Döneminde Türkiye' temasıyla gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan TÜRKONFED
Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, Düşük katma değer, düşük gelir ve
düşük verimlilik' şeklinde bir kısır döngüye sıkışmış durumdayız. Sanayide biz
üretiyoruz, kâr başkasının hanesine yazılıyor. Agresif bir yüksek teknoloji atılımını
ve ara malı üretiminde bir millileşme hamlesini başlatmamız gerekiyor dedi.

Çatısı altında 31 federasyon ve ulusal-uluslararası 340 üye dernek üzerinden 100
bini aşkın şirket yer alan Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), 26. İş
Dünyası Zirvesi'ni 'Küresel Kırılma Döneminde Türkiye' temasıyla düzenledi. Batı
Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu'nun (BAKSİFED) ev sahipliğinde Antalya'da
gerçekleştirilen zirveye Antalya Valisi Hulusi Şahin başta olmak üzere kamu
temsilcileri ile Türkiye'nin dört bir yanından 500'ün üzerinde iş insanı ve
sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

Süleyman Sönmez: Kişi başına 20 bin dolar bizi müreffeh bir ülke yapmaz
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada,
küresel kırılma döneminde Türk ekonomisinin yapısal sorunlarına dikkat
çekti. Türkiye'nin, Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü'nün (IMD) açıkladığı
Dünya Rekabetçilik Endeksi 2025 listesinde bir önceki yıla göre 13 sıra gerileyerek
69 ülke arasında 66'ncı sırada yer aldığını söyleyen Sönmez, 'Düşük
katma değer, düşük gelir ve düşük verimlilik' şeklinde bir kısır döngüye sıkışmış
durumdayız. İstanbul'un geliri, Van-Bitlis-Muş'un gelirinin dört katı, üretim
ve finansal ağırlığı ikinci sıradaki Ankara'dan bile iki kat fazla. Bu devasa
farklar ne ekonomik ne de toplumsal olarak sürdürülebilir. Öte yandan büyük şirketlerimizin
verimlilik oranı AB ortalamasının yarısı kadar, bu oran KOBİ'lerde
beşte bir seviyesine düşüyor. Böyle bir ortamda OVP'de 2028 için öngörülen kişi
başına 20 bin dolar hedefine ulaşsak da yapısal sorunlarımızı çözmeden müreffeh
bir ülke olamayız dedi.

Yüksek teknoloji atılımı ve ara malı üretiminde millileşme hamlesi başlatmalıyız
Dış ticaret açığının aslında bir teknoloji açığı olduğunu dile getiren Sönmez, Bugün
bazı sektörlerde tökezlesek de otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayisinde
bölgemizin lideriyiz ve milli gelirimizin dörtte birini sanayiden elde ediyoruz.
Ancak fiyat rekabeti içinde olduğumuz Çin'de yüksek teknolojili ürün ihracatının
payı %30'a dayanmışken bu oran bizde %3-4 seviyesinde kalıyor. Sanayide biz
üretiyoruz, kâr başkasının hanesine yazılıyor. Biz sanayi ham maddesi satıyoruz,
ihracat pazarlarımızdaki iş ortaklarımız bunun üzerine inovasyonu, tasarımı
ve markalaşmayı ekleyerek kendi milli gelirlerine bizimkinin katbekat fazlasını
kazandırıyor. Ar-Ge harcamalarımızı %1,5'tan, %3,5 seviyesine taşıyarak agresif
bir yüksek teknoloji atılımını ve ara malı üretiminde bir millileşme hamlesini
başlatmamız gerekiyor diye konuştu. Sönmez bu konudaki çözüm önerilerini ise
İhracatı belli sektörlerdeki sayılı şirketin başarısı olmaktan çıkarıp Anadolu
sathında bir kalkınma yolculuğuna dönüştürmeliyiz. Tüm şirketlerin ortak kullanabileceği
Ar-Ge ve inovasyon merkezlerini hem bizzat kurmalı hem de kurulmasını
talep etmeliyiz. Birbirimizden öğrenme ve 'rekaberlik' kültürünü geliştirebilmeliyiz.
Türk diasporası aracılığıyla Silikon Vadisi, Berlin, Singapur, Dubai
gibi teknoloji merkezleriyle daha güçlü bağlar kurmalıyız sözleriyle sıraladı.

Önce hukuka, sonra birbirimize güveneceğiz
Ekonomiye duyulan güvende temkinli ama dengeli bir iyileşme olduğunun altını çizen
Sönmez sözlerini şöyle tamamladı, 2026 yılına girerken olmamız gereken noktanın
halen çok uzağındayız. Bu nedenle yeni yılda nominal büyüme devam etse de
reel anlamda bir denge yılı geçireceğimizi öngörüyoruz. Bununla birlikte 2026'nın
sonlarına doğru da finansal istikrar alanında nesnel bir iyileşmenin ilk belirtilerini
hissetmeye başlayacağımızı düşünüyoruz. Finansal istikrarı, bölgesel
kalkınmayla üretimi ise yeşil ve dijital dönüşümle birleştirebilirsek içinden
geçtiğimiz yeniden yapılanma dönemine yön veren ülkeler arasında yerimizi alabiliriz.
Ancak bu başarı hikâyesinin en önemli unsurları, yargı bağımsızlığı, kurumlara
güven ve demokrasiye duyulan inançtır. Güven ve şeffaflık olmadan ekonomik
büyüme de gelecek inşası da olamaz. Eğer büyümede kalıcılığı istiyorsak önce
hukuka, sonra birbirimize güveneceğiz.

Orhan Turan: Dünyadaki değişimi doğru okursak bu süreçten kazançlı çıkarız
Bildiğimiz dünyanın büyük bir hızla değiştiğini, birbiriyle bağlantılı çok sayıda
değişimin aynı anda yaşandığını ifade eden TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan
Turan, Değişimleri çok yakından takip etmemiz gerekiyor. Son bir ayda yaptığım
yurt dışı temaslarda, bu durumun önemini çok yakından gözlemledim. Yaptığımız
ziyaretlerden şunu söyleyebilirim, bir yandan kısa vadedeki şoklarla mücadele
ederken diğer yandan da küresel sistemin uzun vadede nereye doğru evrildiğini
gözden kaçırmamak gerekiyor. Jeopolitik dengelerin, küresel ekonomik sistemin,
teknolojinin, iklimin ve hatta toplumların hızla değiştiği, belirsizliğin ve riskin
çok yüksek olduğu, buna karşılık, zamanında değişimin gerektirdiği uyumu yapanlar
için büyük fırsatların da olduğu bir dönemden geçiyoruz. Kısa vadede karşı
karşıya olduğumuz zorlukları iyi yönetirken uzun vadeli hedeflerimizden de
vazgeçmemeliyiz. Uzun bir süredir kabul ettiğimiz iş modellerinin kökten değişmesine,
kendimizi, şirketlerimizi, şehirlerimizi ve ülkemizi hazırlamalıyız. Dünyadaki
değişimi doğru okur ve önlemlerimizi zamanında alırsak bu süreçten kazançlı
çıkarız açıklamasında bulundu.

Zirvede konuk konuşmacı olarak yer alan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer
Aras şunları söyledi, TÜSİAD olarak ihracatımıza katkı sağlayacağını düşündüğümüz
ve Türkiye'de önemli bir veri açığını dolduran bir çalışmaya imza attık.
TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'ni oluşturduk. Bu endeks zaman içinde
maliyet bazlı rekabet dinamiklerimizin rakip ülkeler karşısında nasıl değiştiğini
ortaya koyuyor. Küresel bazda rekabet koşullarını özellikle veri bazlı ve
sağlıklı teşhis etmemiz gerekiyor ki çözüm üretebilelim. Rekabet gücünü arttırmak
için el birliği ile çalışmalıyız. Daha sağlam ve daha rekabetçi bir ekonomi
yaratmanın temeli doğru eğitimden geçiyor. Bugün finansmandan sonraki en büyük
şikâyetlerden biri nitelikli insan kaynağı bulamamak ve elde tutamamak olarak
ortaya çıkıyor. Ülke olarak nitelikli eğitime yatırım yapmalıyız. Özellikle, potansiyellerinden
yeterince yararlanamadığımız gençleri ve kadınları çalışma hayatına
dahil etmeliyiz. Verimliliğe dayalı rekabetçi mal ve hizmet ihraç eden bir
ekonomi yaratmak, teknoloji ve inovasyona dayalı üretime ağırlık vermek zorundayız.
Şirketler olarak da verimliliğimizi ve dolayısıyla rekabet gücümüzü arttırıcı
adımlar atmalıyız. Makro tedbirler ve şirket bazında atılan adımlarla birlikte
daha rekabetçi, verimli ve ihracata dayalı büyüme gerçekleştiren bir ekonomi
yaratabiliriz.

Mustafa Cengiz: Risk almaktan kaçınan kaybeder
26. İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yapan BAKSİFED'in Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa Cengiz, Türkiye'deki birçok şirketin 'kriz geçsin, ondan sonra yatırım
yaparız' anlayışında olduğuna işaret ederek, Beş yıl önceki iş modelleriyle devam
eden, dijital dönüşümü bir maliyet unsuru olarak gören, inovasyondan korkan,
risk almaktan kaçınan şirketler, yalnızca pazar kaybetmekle kalmayacak, büyük
ihtimalle tamamen yok olacak. Dünyada hiçbir şirket, hiçbir ülke, bu dönüşümün
bitmesini beklemiyor. Tam tersine kriz gerçekliğinin içinde yeni ekonomiyi kuruyorlar.
Kaldı ki biz de büyük bir potansiyele sahibiz. Türkiye, Avrupa'nın teknoloji
üretim üssü, Orta Doğu'nun finans merkezi, Avrasya'nın lojistik sinir sistemi,
Akdeniz'in yeşil enerji lideri olabilir. Bunun için gerekli insan kaynağı,
coğrafi avantaj, girişimcilik ruhu ve üretim kapasitesi bu ülkede var. Eksik
olan şey uzun vadeli strateji, şeffaflık, öngörülebilirlik ve cesur adımlardır.
İş dünyası olarak bu eksikleri kapatmak zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz şeklinde
konuştu.

Koton, Migros ve Vodafone Türkiye'nin üst yönetimi panelde buluştu
Program kapsamında, zirve ile aynı isimde bir panel düzenlendi. TÜRKONFED Ekonomi
Danışmanı Can Selçuki'nin moderatörlüğündeki panelde, Koton CEO'su Dr. Bülent
Sabuncu, Migros İcra Kurulu Başkanı Ömer Özgür Tort ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu
Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu konuşmacı olarak yer aldı. Zirvenin, 'TÜRKONFED
Ticaret Köprüsü 2.0' bölümünde ise yapay zekâ destekli B2B görüşmeler
yapıldı. TÜRKONFED'in yerelden uluslararası arenaya uzanan çalışmalarının paylaşıldığı
zirvede, konfederasyonu bağlı komisyonlar da 2025 yılı çalışmaları ve yeni
dönem hedefleri hakkında bilgi verdi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli
Branch: unknown | Env: local