Ekonomi

ETİK/İşler Yeni dönemde çıtayı dahada yükselteceğiz



Gastronomi de dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden Michelin
Rehberi'nde 2026 seçkisi sonuçları açıklandı. İzmir'de bir restoranının ilk
kez İki Michelin Yıldızı alması, ünvanlarını koruyanlar ve tavsiye listesine
girenlerle sayının 15'e ulaşması, gastronominin turizmde önemli bir çeşitlilik
ve tercih nedeni olduğunu savunan turizmciler tarafından heyecanla karşılandı.
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler
Federasyonı (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler İzmir gastronomide artık
dünya sahnesinin bir oyuncusudur. açıklaması yaptı.

Michelin Rehberi'nde, 2026 seçkisi sonuçlarına göre, Türkiye iki Michelin yıldızına
sahip 2 restoran, bir yıldıza sahip 15 restoran, Bib Gourmand dereceli 39
restoran ve yeşil yıldızlı 13 restoran ile yer aldı. İzmir bu tabloda ilk defa
İki Michelin Yıldızı alan bir, bir Michelin Yıldızını Koruyan Üç, Michelin Yeşil
Yıldızlı bir, Bib Gourmand Ödülü alan iki olmak üzere toplam yedi restoranla
yer alırken, sekiz restoranı da 2026 Tavsiye Listesi'ne girdi.

YENİ DÖNEMDE ÇITAYI DAHADA YÜKSELTECEĞİZ
ETİK Başkanı Mehmet İşler, sonuçların İzmir'in gastronomi alanında yükselişi ve
Ege mutfağının uluslararası konumunun güçlü ifadelerle ortaya konması anlamı taşıdığını
belirtti. İzmir'in artık yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın gastronomi
sahnesinde aktif bir oyuncu olduğunu belirten Mehmet İşler, Şehrimiz (Vino Locale
- Şef Ozan Kumbasar ile) ilk kez iki Michelin yıldızına sahip bir restorana
kavuştu. (Narımor, OD Urla ve Teruar Urla ile) mevcut yıldızlarımızı koruduk.
(Partal Kardeşler Balık Restoranı ve Kemal'in Yeri ile) yeni işletmelerimiz
listeye girdi. (Seyhan Et, Emektar Kebap, Şark Balık, Balmumu Lokanta, Roka Bahçe,
Esca, Terakki ve Ritüel ile ) sekiz restoranımız 2026 Tavsiye Listesinde
yerini aldı. Bu başarı tesadüf değildir. Ege'nin binlerce yıllık mutfak
kültürünün, zengin ürün çeşitliliğinin ve üreticiye dayalı güçlü gastronomi
geleneğinin doğal sonucudur. Sonuçlar İzmir'in tarihi bir tabloya imza attığının
ilanıdır. Ege mutfağı dünyada eşi benzeri olmayan bir zenginliğe sahiptir. Toprağımızdan
çıkan her ürün, zeytinyağımız, otlarımız, bağlarımız, denizimizin bereketi
ve kadim reçetelerimiz bu başarının ana taşıyıcısıdır. Başarı sadece bir
restoran başarısı olarak düşünülmemeli, Ege'nin bereketinin dünya tarafından
tanınmaya başlaması olarak değerlendirilmelidir. İzmir hem modern mutfakta hem
de geleneksel ve sürdürülebilir mutfak alanında güçlü bir şekilde yer almaya başlamıştır.
Yalnızca fine dining ile değil, esnaf mutfağı geleneği ve ulaşılabilir
lezzetleriyle de Michelin sahnesindedir. Bib Gourmand listesine giren işletmelerimiz
bunun en açık göstergesidir. Bu, İzmir'in hem yüksek gastronomide hem
de halk lezzetlerinde dünya ile rekabet ettiğini kanıtlamaktadır. Ege mutfağının,
ürünü, kültürü ve üreticisiyle birlikte dünyaya tanıtılması gereken bir hazine
olduğunu yıllardır anlatıyoruz. Gastronomi turizmi İzmir'in gelecekteki en
büyük markalarından biri olacaktır. Bu başarı hepimizindir.dedi.
İşler, başarılı restoran ve şeflerini kutlarken, Michelin Rehberi'nin yeni döneminde
İzmir'in çıtayı daha da yükselteceğine inandığını sözlerine ekledi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

şitli
faktörler var. Bir tanesi de bence sosyal medyadaki algılar. Bu sadece bizim
için geçerli değil, tüm dünyada maalesef böyle bir eğilim var. Sosyal medyada
hiçbir temeli, dayanağı olmayan, hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan birçok
iddianın algı oluşturabildiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi, istatistik hazırladığını
iddia eden ENAG diye bir yapı var mesela. Hakikaten bu konu üzerinde
durmamız gereken bir şey. Ona benzer başka şeyler de var. Metodolojisi sağlam
değil. Uluslararası hiçbir geçerliliği yok. Hangi datalara baktığı belli değil.
Şeffaflığı yok. 3-5 kişilik bir grup, birtakım internet ortamında bir şeyler
toplayıp topluma bir algı pompalıyor ve maalesef ideolojik sebeplerle demek zorundayım.
Çünkü bilimsel olarak bunu izah etmek mümkün değil. Birtakım kesimler
de ideolojik nedenlerle bu rakamlar sanki gerçeği yansıtıyormuş gibi toplumda bir
algı oluşturuyorlar.
Buna karşı da bilim insanları başta olmak üzere hepimizin çok daha uyanık olması
lazım. Ekonomimiz üzerinde, milletimizin geleceği üzerinde algılar kullanılarak
birtakım operasyonlar yapılmasına da müsaade etmememiz lazım. Aynı şey başka
bazı ölçümlerde de geçerli. Bizim tek bir söylediğimiz var, bir şeyi ölçüyorsanız
dünya standardı neyse onunla yapacaksınız. Birleşmiş Milletler'in yöntemi var,
Eurostat'ın yöntemleri var. Burada bir eksiklik varsa teknik olarak her zaman
kurumlar eleştirilebilir. Ama bunları bırakıp arkasında ne olduğu belli olmayan
birtakım yapılara prim verirsek toplum olarak geleceğimizi de maalesef riske
atarız.
- 940 milyara yakın bir kaynağı tarım sektörümüze ayırmış durumdayız
Yılmaz, zirai don, kuraklık, beklenti gibi unsurların enflasyonu etkilediğini belirterek,
Görünen o ki bu yılın sonunda yüzde 30'un biraz üzerinde bu enflasyonu
kapatacağız. Gelecek yıl yüzde 20'nin altını hedefliyoruz. Ondan sonraki yıl,
2027'de ise hedefimiz tek haneli rakamlara ülkemizi, ekonomimizi yeniden kavuşturmak.
diye konuştu.
Para politikasının yanı sıra maliye politikasıyla da enflasyonla mücadeleyi destekleyeceklerinin
altını çizen Yılmaz, şu değerlendirmeleri yaptı:
Nitekim geçenlerde Hazine ve Maliye Bakanımız açıkladı. Yeniden değerleme oranı
dediğimiz bir rakam var. Biz birtakım kararlar verirken bunun altında oranlarla
belirlemeye gayret edeceğiz. Mali disiplin ile enflasyonla mücadeleye katkı sunmaya
devam edeceğiz. Diğer yandan arz yönlü politikalarla da enflasyonla mücadelemizi
sürdüreceğiz. Burada da gıda ve konut meselesinin çok önemli olduğuna
inanıyoruz. Bir taraftan gıdayla ilgili şunu söyleyeyim, tarım konusuna bu sene
bütçemizden ayırdığımız kaynak 940 milyara yakın. Bunun bir kısmı doğrudan destek,
bir kısmı kredi sübvansiyonu, bir kısmı sulama yatırımı, bir kısmı vergisel
olarak vazgeçtiğimiz rakamlar ama topladığımızda 940 milyara yakın bir kaynağı
tarım sektörümüze ayırmış durumdayız.
Sulamaları yatırımlarda önceliklendirmiş durumdayız. Önümüzdeki dönem su meselesi
konusunda daha özel çalışmalar, hazırlıklar da yapıyoruz. Tarımsal destekleme
sistemimizi tamamen suyla ilgili konularla yeniden şekillendirmiş durumdayız.
Gelecek yıldan itibaren bunun etkilerini hep birlikte göreceğiz.
Yılmaz, 500 bin sosyal konut projesini hatırlatarak, daha az maliyetli, erişilebilir
konutlarla, konut piyasalarında daha dengeleyici bir yaklaşım sergilediklerini
söyledi.
- 45 milyar doları aşan uygun koşullu finansman paketi oluşturmuş durumdayız
Genel finansal koşullarda iyiye doğru gidildiğini anlatan Yılmaz, Enflasyonumuzdaki
düşüş, finansal piyasalarımızdaki, güven ortamındaki güçlenmeyle beklentilerde
de inşallah daha iyi bir noktaya gelerek, finansal piyasalarda genel olarak
maliyetlerin düştüğü bir döneme doğru gidiyoruz. diye konuştu.
Yılmaz, genel programı bozmadan, ana istikamete zarar vermeden, seçici finansal
enstrümanlarla özel kesime yönelik desteklerin uygulandığını kaydetti.
Uluslararası kuruluşlardan da finans sağlamaya devam ettiklerini belirten Yılmaz,
Dünya Bankası, Asya Altyapı Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam
Kalkınma Bankası gibi. En son Asya Kalkınma Bankası geldi biliyorsunuz. Ben de
görüştüm gelen yetkililerle. 3 yılda 7 milyar dolara ulaşan bir kaynağı Türkiye'ye
tahsis ettiler. Bütün bu uluslararası kuruluşların finans desteğini topladığımızda
2025-2027 döneminde 45 milyar doları aşan uygun koşullu finansman paketi
de oluşturmuş durumdayız. ifadelerini kullandı.
Yılmaz, emek yoğun sektörlerin oluşturduğu istihdamın, sosyal ve ekonomik açıdan
kıymetli olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
Geçen yıl istihdamını koruyan KOBİ'lere, istihdam başına 2 bin 500 lira destek
verdik ve bununla da önemli bir başarı sağladık. Bırakın korumayı, artış olduğunu
gördük bu desteği alan şirketlerde. Dolayısıyla bu programı devam ettirme kararı
aldık. Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz kabine sonrasında bunu ilan etti.
Yeni düzenlememizle KOBİ'ler dışında büyük ölçekli şirketleri de dahil ediyoruz.
Destek miktarını işçi başına 2 bin 500'den 3 bin 500 liraya çıkarıyoruz ve belki
başka bazı yeni faaliyet kollarıyla da bunu destekleyeceğiz. 1 milyonun üzerinde
bir istihdamı bu şekilde korumayı öngörüyoruz ve reel sektörümüze yine bu
şekilde destek olmaya devam edeceğiz.


-AA-
Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli
Branch: unknown | Env: local