Daha iyi, hızlı ve güvenli bir kullanım sağlamak amacıyla web sitemizde tarayıcı çerezleri kullanıyoruz.
Detaylı bilgi için
Çerez Aydınlatma Metni'ni inceleyebilirsiniz.
Bain & Company raporuna göre, yapay zekâ için 2030’a kadar yıllık 2 trilyon dolar ek gelir gerekiyor
Ekonomi
Bain & Company raporuna göre, yapay zekâ için 2030’a kadar yıllık 2 trilyon dolar ek gelir gerekiyor
Bain & Company'nin 6. Küresel Teknoloji Raporu'na göre, yapay zekânın tetiklediği
işlem gücü talebinin 2030'a kadar karşılanabilmesi için yıllık 2 trilyon dolar
ek gelir yaratılması gerekiyor. Ancak, yapay zekânın sağlayacağı tasarruflara
rağmen yaklaşık 800 milyar dolarlık bir açık oluşacağı öngörülüyor. Küresel ek
yapay zekâ işlem gücü talebin 200 gigavata ulaşması ve bunun yarısının ABD'den
gelmesi bekleniyor.
İstanbul, 01 Ekim 2025 - Bain & Company'nin yayımladığı 6. Küresel Teknoloji Raporu,
2030 yılına kadar öngörülen yapay zekâ talebini karşılamak için yıllık 2 trilyon
dolar ek gelire ihtiyaç duyulacağını ortaya koyuyor. Ancak yapay zekâdan
sağlanacak tasarruflara rağmen, 2030'a kadar ihtiyaç duyulan yıllık ek gelirin
yaklaşık 800 milyar dolar altında kalınacağı öngörülüyor.
Rapora göre, 2030 itibarıyla küresel ek yapay zekâ işlem gücü ihtiyacı 200 gigavata
ulaşması ve bunun yarısının ABD kaynaklı olması bekleniyor. Ancak yapay zekâya
yatırım yapan şirketler bilgi teknolojileri (BT) bütçelerinin tamamını buluta
taşısa ve satış, pazarlama, müşteri hizmetleri ile Ar Ge'deki verimlilikten
doğan tasarrufları veri merkezlerine aktarsa dahi, bu kaynaklar yetersiz kalacağı
ve talebin Moore Yasası'nın iki katından daha hızlı büyüdüğünden ötürü kaynakların
yeterli olmayacağı öngörülüyor.
Otonom yapay zekâ ajanlarına yatırımlar hızlanıyor
Raporda, öncü şirketlerin yapay zekâyı pilot uygulamalardan çıkarıp çekirdek süreçlerine
entegre ettiği ve son iki yılda %10-%25 FAVÖK artışı elde ettiği belirtiliyor.
Buna karşılık çoğu şirket hâlâ deneme aşamasında ve sınırlı verimlilik
kazanımlarıyla yetiniyor. Bain & Company'nin analizine göre teknoloji liderleri
agentic AI, yani otonom yapay zekâ ajanlarına yoğun yatırım yaparak eşi benzeri
görülmemiş bir inovasyon hızına ulaşıyor. Önümüzdeki 3-5 yılda teknoloji harcamalarının
%5-%10'u bu sistemlere ayrılabileceği öngörülüyor. Orta vadede ise
şirketlerin toplam teknoloji bütçelerinin yaklaşık yarısının, işletme genelinde
çalışan yapay zekâ ajanlarına yönlendirmesi mümkün.
Raporda şirketler için dört olgunluk seviyesi tanımlanıyor:
1. Büyük dil modeli (LLM) tabanlı bilgi erişim ajanları,
2. Tek görevli ajan iş akışları,
3. Sistemler arası iş akışı orkestrasyonu,
4. Çoklu ajan sistemleri.
Özellikle 2. ve 3. seviyeler, sermaye, inovasyon ve devreye alma hızının kesiştiği
alanlar olarak öne çıkıyor. Liderler avantajlarını hızla ölçeklendirirken, geride
kalanların arayı kapatması giderek zorlaşıyor. Ancak rapor, güvenlik ve kârlılık
gerekçeleri nedeniyle bu aşamalardaki ilerlemelerin düzensiz ve kademeli
olacağını vurguluyor.
Yapay zekâ, SaaS (hizmet olarak yazılım) sektörünü de dönüştürüyor, ancak bu, mevcut
oyuncuların mutlaka yerinden edileceği anlamına gelmiyor. Birçok durumda pazarın
büyümesinin SaaS sağlayıcıları için yeni fırsatlar yaratacağı belirtiliyor.
Bu durumda şirketlerin başarılı olmak için iki temel soruyu yanıtlaması gerekiyor:
Yapay zekâ kullanıcı görevlerini ne ölçüde otomatikleştirebilir ve SaaS
iş akışlarına ne kadar derinlemesine entegre olabilir? Bu süreçte SaaS sağlayıcılarının
verinin üzerinde kontrolü elinde tutması, standartların belirlenmesinde
öncülük etmesi ve fiyatlandırmayı kullanıcı sayısından sonuç odaklı modellere
kaydırması gerekiyor.
Egemen yapay zekâ ve parçalanan küresel ekosistem
Rapor, hükümetlerin egemen yapay zekâ hedeflerinin, gümrük vergileri ve ihracat
kontrolleriyle birlikte küresel teknoloji tedarik zincirlerini parçaladığını
ortaya koyuyor. Yapay zekânın artık yalnızca bir ekonomik büyüme aracı değil, aynı
zamanda siyasi güç ve ulusal güvenliğin bir unsuru olarak görüldüğü vurgulanıyor.
ABD ve Çin bu ayrışmanın ön saflarında yer alıyor, Çin'in, küresel çip üretim
kapasitesinin yaklaşık %20'sine sahip olduğu belirtiliyor.
Bain & Company Ortağı Armando Guastella konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları
söyledi: 2030'a kadar yapay zekâya yönelik artan talebi karşılamak, yalnızca
teknolojik yetkinliklere değil, aynı zamanda altyapı ve enerji kaynaklarına da
ciddi yatırımlar yapmayı gerektirecek. Yapay zekâ artık sadece bir yenilik aracı
değil, ekonomik ve siyasi güçle eşdeğer stratejik bir unsur hâline geldi. Uzun
vadeli vizyonu, operasyonel verimliliği ve yapay zekânın sorumlu şekilde benimsenmesini
bir araya getirebilen şirketler, giderek daha karmaşık ve rekabetin
yoğunlaştığı küresel ortamda fırsatları yakalayacak ve dayanıklılıklarını güçlendirecek.
Teknoloji yatırımlarında yavaşlama mevcut fakat iyimserlik sürüyor
Raporda ayrıca kuantum hesaplama ve insansı robotlara yönelik artan ilgiye dikkat
çekiliyor. Kuantum hesaplama, ilaç, finans, lojistik ve malzeme bilimi alanlarında
250 milyar dolara kadar değer yaratabilir, ancak bunun için hataya dayanıklı
ve ölçeklenebilir sistemlerin geliştirilmesi gerekiyor-ve bu hâlâ uzak bir
ihtimal olarak görülüyor. İnsansı robotlar ise şimdiden milyarlarca dolarlık değerlemelere
ulaşıyor, ticari başarının ise çevredeki ekosistemlerin olgunluğuna
bağlı olacağı vurgulanıyor. Erken benimseyenler liderlik avantajı elde edebilir,
yine de mevcut kullanım, yoğun insan gözetimi gerektiriyor.
Bain & Company'nin 2025 Kuzey Amerika özel sermaye-teknoloji görünümüne göre, yılın
ilk yarısında işlem aktivitesi artsa da ikinci yarısında ihracat vergileri
ve jeopolitik riskler nedeniyle yavaşladığı gözüküyor. Yazılım harcamaları GSYH
büyümesini geride bırakmayı sürdürüyor, ancak üretim ve perakende gibi büyük sektörlerde
doygunluğa yaklaşılıyor. Bu nedenle yatırımcıların yeni büyüme fırsatlarını
belirlemek için daha yaratıcı stratejiler geliştirmesi gerekecek. Yavaşlamaya
karşın, teknoloji diğer tüm alanlara kıyasla en güçlü yatırım sektörü olmaya
devam ediyor.
Bain & Company'nin 6. Küresel Teknoloji Raporu'na göre, yapay zekânın tetiklediği
işlem gücü talebinin 2030'a kadar karşılanabilmesi için yıllık 2 trilyon dolar
ek gelir yaratılması gerekiyor. Ancak, yapay zekânın sağlayacağı tasarruflara
rağmen yaklaşık 800 milyar dolarlık bir açık oluşacağı öngörülüyor. Küresel ek
yapay zekâ işlem gücü talebin 200 gigavata ulaşması ve bunun yarısının ABD'den
gelmesi bekleniyor.
İstanbul, 01 Ekim 2025 - Bain & Company'nin yayımladığı 6. Küresel Teknoloji Raporu,
2030 yılına kadar öngörülen yapay zekâ talebini karşılamak için yıllık 2 trilyon
dolar ek gelire ihtiyaç duyulacağını ortaya koyuyor. Ancak yapay zekâdan
sağlanacak tasarruflara rağmen, 2030'a kadar ihtiyaç duyulan yıllık ek gelirin
yaklaşık 800 milyar dolar altında kalınacağı öngörülüyor.
Rapora göre, 2030 itibarıyla küresel ek yapay zekâ işlem gücü ihtiyacı 200 gigavata
ulaşması ve bunun yarısının ABD kaynaklı olması bekleniyor. Ancak yapay zekâya
yatırım yapan şirketler bilgi teknolojileri (BT) bütçelerinin tamamını buluta
taşısa ve satış, pazarlama, müşteri hizmetleri ile Ar Ge'deki verimlilikten
doğan tasarrufları veri merkezlerine aktarsa dahi, bu kaynaklar yetersiz kalacağı
ve talebin Moore Yasası'nın iki katından daha hızlı büyüdüğünden ötürü kaynakların
yeterli olmayacağı öngörülüyor.
Otonom yapay zekâ ajanlarına yatırımlar hızlanıyor
Raporda, öncü şirketlerin yapay zekâyı pilot uygulamalardan çıkarıp çekirdek süreçlerine
entegre ettiği ve son iki yılda %10-%25 FAVÖK artışı elde ettiği belirtiliyor.
Buna karşılık çoğu şirket hâlâ deneme aşamasında ve sınırlı verimlilik
kazanımlarıyla yetiniyor. Bain & Company'nin analizine göre teknoloji liderleri
agentic AI, yani otonom yapay zekâ ajanlarına yoğun yatırım yaparak eşi benzeri
görülmemiş bir inovasyon hızına ulaşıyor. Önümüzdeki 3-5 yılda teknoloji harcamalarının
%5-%10'u bu sistemlere ayrılabileceği öngörülüyor. Orta vadede ise
şirketlerin toplam teknoloji bütçelerinin yaklaşık yarısının, işletme genelinde
çalışan yapay zekâ ajanlarına yönlendirmesi mümkün.
Raporda şirketler için dört olgunluk seviyesi tanımlanıyor:
1. Büyük dil modeli (LLM) tabanlı bilgi erişim ajanları,
2. Tek görevli ajan iş akışları,
3. Sistemler arası iş akışı orkestrasyonu,
4. Çoklu ajan sistemleri.
Özellikle 2. ve 3. seviyeler, sermaye, inovasyon ve devreye alma hızının kesiştiği
alanlar olarak öne çıkıyor. Liderler avantajlarını hızla ölçeklendirirken,
geride kalanların arayı kapatması giderek zorlaşıyor. Ancak rapor, güvenlik ve
kârlılık gerekçeleri nedeniyle bu aşamalardaki ilerlemelerin düzensiz ve kademeli
olacağını vurguluyor.
Yapay zekâ, SaaS (hizmet olarak yazılım) sektörünü de dönüştürüyor, ancak bu, mevcut
oyuncuların mutlaka yerinden edileceği anlamına gelmiyor. Birçok durumda pazarın
büyümesinin SaaS sağlayıcıları için yeni fırsatlar yaratacağı belirtiliyor.
Bu durumda şirketlerin başarılı olmak için iki temel soruyu yanıtlaması gerekiyor:
Yapay zekâ kullanıcı görevlerini ne ölçüde otomatikleştirebilir ve SaaS
iş akışlarına ne kadar derinlemesine entegre olabilir? Bu süreçte SaaS sağlayıcılarının
verinin üzerinde kontrolü elinde tutması, standartların belirlenmesinde
öncülük etmesi ve fiyatlandırmayı kullanıcı sayısından sonuç odaklı modellere
kaydırması gerekiyor.
Egemen yapay zekâ ve parçalanan küresel ekosistem
Rapor, hükümetlerin egemen yapay zekâ hedeflerinin, gümrük vergileri ve ihracat
kontrolleriyle birlikte küresel teknoloji tedarik zincirlerini parçaladığını
ortaya koyuyor. Yapay zekânın artık yalnızca bir ekonomik büyüme aracı değil, aynı
zamanda siyasi güç ve ulusal güvenliğin bir unsuru olarak görüldüğü vurgulanıyor.
ABD ve Çin bu ayrışmanın ön saflarında yer alıyor, Çin'in, küresel çip üretim
kapasitesinin yaklaşık %20'sine sahip olduğu belirtiliyor.
Bain & Company Ortağı Armando Guastella konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları
söyledi: 2030'a kadar yapay zekâya yönelik artan talebi karşılamak, yalnızca
teknolojik yetkinliklere değil, aynı zamanda altyapı ve enerji kaynaklarına da
ciddi yatırımlar yapmayı gerektirecek. Yapay zekâ artık sadece bir yenilik aracı
değil, ekonomik ve siyasi güçle eşdeğer stratejik bir unsur hâline geldi. Uzun
vadeli vizyonu, operasyonel verimliliği ve yapay zekânın sorumlu şekilde benimsenmesini
bir araya getirebilen şirketler, giderek daha karmaşık ve rekabetin
yoğunlaştığı küresel ortamda fırsatları yakalayacak ve dayanıklılıklarını güçlendirecek.
Teknoloji yatırımlarında yavaşlama mevcut fakat iyimserlik sürüyor
Raporda ayrıca kuantum hesaplama ve insansı robotlara yönelik artan ilgiye dikkat
çekiliyor. Kuantum hesaplama, ilaç, finans, lojistik ve malzeme bilimi alanlarında
250 milyar dolara kadar değer yaratabilir, ancak bunun için hataya dayanıklı
ve ölçeklenebilir sistemlerin geliştirilmesi gerekiyor-ve bu hâlâ uzak bir
ihtimal olarak görülüyor. İnsansı robotlar ise şimdiden milyarlarca dolarlık değerlemelere
ulaşıyor, ticari başarının ise çevredeki ekosistemlerin olgunluğuna
bağlı olacağı vurgulanıyor. Erken benimseyenler liderlik avantajı elde edebilir,
yine de mevcut kullanım, yoğun insan gözetimi gerektiriyor.
Bain & Company'nin 2025 Kuzey Amerika özel sermaye-teknoloji görünümüne göre, yılın
ilk yarısında işlem aktivitesi artsa da ikinci yarısında ihracat vergileri
ve jeopolitik riskler nedeniyle yavaşladığı gözüküyor. Yazılım harcamaları GSYH
büyümesini geride bırakmayı sürdürüyor, ancak üretim ve perakende gibi büyük sektörlerde
doygunluğa yaklaşılıyor. Bu nedenle yatırımcıların yeni büyüme fırsatlarını
belirlemek için daha yaratıcı stratejiler geliştirmesi gerekecek. Yavaşlamaya
karşın, teknoloji diğer tüm alanlara kıyasla en güçlü yatırım sektörü olmaya
devam ediyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -
Daha iyi, hızlı ve güvenli bir kullanım sağlamak amacıyla web sitemizde tarayıcı çerezleri kullanıyoruz.
Detaylı bilgi için
Çerez Aydınlatma Metni'ni inceleyebilirsiniz.