Ekonomi

Basın Bülteni- LenaCars Genel Müdürü Nazik Kasım ayında gördüğümüz artış, birkaç özel faktörün üst üste gelmesinin sonucu



LenaCars Genel Müdürü Selçuk Nazik, sıfır kilometre ve ikinci el araç pazarına ilişkin
beklenti, görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Basın bülteninde şu ifadelere
yer verdi:

Kasım ayında gördüğümüz artış, birkaç özel faktörün üst üste gelmesinin sonucu.
Öncelikle enflasyon hâlâ yüksek seyrettiği için, özellikle filo tarafında KDV ve
vergi koşulları nedeniyle alıma dönük ciddi bir motivasyon oluştu. Buna bir de
Serbest Ticaret Anlaşması (STA) dışındaki bölgelerden gelen araçlara uygulanacak
yeni vergiler eklenince, birçok alıcı bu düzenlemeler devreye girmeden önce
satın alma kararını öne çekti. Ayrıca ekim ayında tedarik sıkıntıları nedeniyle
yetişmeyen teslimatların kasıma sarkması, kasım satış adetlerini yukarı taşıyan
bir diğer önemli unsur oldu. Yani kasımda gördüğümüz tempo, sadece yeni siparişlerden
değil, ertelenmiş teslimatlardan da beslendi. Büyük resme baktığımızda
ise Türkiye'de araç sahipliği hâlâ Avrupa ortalamalarının oldukça gerisinde.
Avrupa'da neredeyse iki kişiye bir otomobil düşerken, Türkiye'de bu oran yaklaşık
altı kişiye bir otomobil seviyesinde. Dolayısıyla satışlardaki yükselişi, bir
anlamda bu açığın kapanma süreci olarak da okumak gerekiyor.

Buna rağmen, yıllık 1 milyon adetin üzerindeki satış rakamları sektör için umut
verici. Çok olağandışı bir gelişme yaşanmadığı sürece pazarın yeniden 1 milyonun
altına düşmesini beklemiyorum. Artış hızı ise daha normal bir seyre evrilecektir,
yani bundan sonra geçmişteki gibi ani sıçramaları sık görmeyiz. Test edeceğimiz
bir sonraki kritik eşik, yıllık 1,5 milyon adet binek + hafif ticari araç
satışı olacaktır.

Bu büyümenin altındaki önemli itici güçlerden biri de elektrikli araç (EV) satışlarındaki
artış. Geçtiğimiz yıl yüzde 10'ları bulmakta zorlanan elektrikli araç
pazar payı, bu yıl yüzde 20'lere doğru ilerliyor. Yani iç pazardaki büyüme, aynı
zamanda teknolojik dönüşümle birlikte yaşanıyor.

Türkiye'de bu yıl ocak-kasım döneminde 166.665 adet elektrikli araç (EV) satıldı.
Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 83.298 adetti. Yani Türkiye, EV satışlarında
yüzde 100'lük bir büyüme yakaladı. Bu oran, Türkiye'yi küresel ölçekte elektrikli
araç satışlarını en çok artıran ülke konumuna taşıdı, bu, gerçekten çok önemli
bir başarı. Dahası, bu büyüme, vergilerdeki artışa rağmen yakalandı. Dünya ortalamasında
büyüme yüzde 30'lar civarındayken, Türkiye'de yüzde 100'lük artıştan
bahsediyoruz. Eğer yıl içinde elektrikli araçlardaki ÖTV düzenlemesi yapılmamış
olsaydı, bu büyümenin yüzde 120'ler seviyesinde gerçekleşmesi işten bile değildi.
Vergi artışları, pazarın büyüme hızını bir miktar yavaşlatan bir faktör
oldu.

Önümüzdeki yıllarda elektrikli araç satışlarının artmaya devam edeceğini, fakat
ölçek büyüdükçe artış hızının doğal olarak yavaşlayacağını öngörüyorum. Şu anda
yaklaşık yüzde 18 seviyesinde olan EV pazar payının, gelecek yıl yüzde 25'lere
ulaşmasını bekliyorum. Yani Türkiye'de satılan her dört otomobilden birinin yüzde
100 elektrikli olacağı bir döneme giriyoruz.

Bugün itibarıyla dizel otomobillerin payı yüzde 7,4'e, benzinli otomobillerin payı
ise yüzde 47,2 seviyelerine gerilemiş durumda. Hibrit otomobillerin pazar payı
ise yüzde 26,9. Önümüzdeki üç yıl içinde toplu taşıma ve ticari araçların da
elektrikli veya hibrit teknolojilere daha hızlı dönüşmesiyle birlikte, dizel otomobillerin
artık üretilmeyeceği, benzinli otomobillerin pazar payının ise yüzde
10'lara kadar gerileyeceğini öngörüyorum.

2025 yılına baktığımızda, ikinci el pazarında ilginç bir resim ortaya çıkıyor:
- Ekim 2025'te yaklaşık 667.233 adet otomobil, yaklaşık 161.901 adet hafif ticari
(kamyonet + minibüs) satışıyla toplamda 829.134 adetlik bir pazar var, eylüle
göre yaklaşık yüzde 1,9'luk bir düşüş söz konusu.
- Eylül 2025, yaklaşık 680.336 otomobil ve 165.238 hafif ticariyle toplam 845.574
adetle zirve ayı olmuş durumda.
- Ağustos 2025 civarında ise 660 bin otomobil, 160 bin hafif ticari ile toplam yaklaşık
820 bin adetlik, nispeten yatay bir seyir görüyoruz.
- Ocak-Ekim 2025 döneminde biriken satışlara baktığımızda, yaklaşık 6,18 milyon
otomobil ve 1,51 milyon hafif ticariyle toplamda 7,69 milyon adetlik bir ikinci
el pazarı görüyoruz. Burada hafif ticari verisi, TÜİK'teki Kamyonet (%14,9)
ve Minibüs (%1,6) kalemlerinin toplamından oluşuyor.

Bu veriler bize şunu gösteriyor: Pazar aslında daralmadı, sadece yön değiştirdi.
Online ilan sitelerinde fiyatlar düşüyor gibi görünse de noterdeki işlem sayısı
- yani gerçek satış hacmi - 2024'e göre daha yüksek. Araçlar satılıyor ama daha
düşük kâr marjlarıyla ve daha hızlı el değiştiriyor.

Gerçek satışın liderliğine baktığımızda, ilanlarda en çok Volkswagen Passat görünebilir,
ancak noterde en çok imzası atılan, yani devri yapılan markalar açık
ara Renault ve Fiat. Bu iki marka, toplam noter işlemlerinin yaklaşık yüzde 25-30'unu
oluşturuyor. Filolarda bu markaların çok tercih edilmesi ve filoların bu
yıl de-fleet (araç çıkarma) rakamlarının yükselmesi bu tabloyu açıklayan önemli
bir faktör.

Sıfır araç kampanyalarının ikinci el pazarına etkisine baktığımızda, eylülden ekime
geçerken noter devri olarak 16.440 adetlik net bir kayıp var. Yani eylülde
845 bin kişi noterden ikinci el araç alırken, ekimde bu kişilerin yaklaşık 16 bini
ikinci el yerine sıfır araç bayilerine gitmeyi tercih etmiş.

Hafif ticari (özellikle kamyonet) pazarı ise çok daha stabil. Otomobil satışları
kampanyalardan ve kredi koşullarından hızlı etkilenirken, ticari araç devirleri
esnaf ve KOBİ ihtiyacına bağlı olduğu için her ay 160.000 bandında nispeten sabit
kalıyor.

Motosiklet ve traktörü dışarıda bırakırsak, 2025 yılını büyük olasılıkla şu rakamlarla
kapatacağız:
- Otomobil: 7,4 - 7,5 milyon adet
- Hafif ticari: 1,8 milyon adet
- Toplam net pazar: yaklaşık 9,2 - 9,3 milyon adet

Şunu net söyleyebilirim: 2. el otomobil + hafif ticari araç satış adetleri yükselmiş
olsa da kârlılık ciddi biçimde erozyona uğradı. Özellikle tüzel kişiler, kredilerini
ödeyebilmek veya yüksek finansman riskinden kurtulmak için agresif fiyatlarla
satış yaptılar. Bu da 2. el pazarındaki kârlılığı en dip seviyelere çekti.
Çoğu küçük esnaf galerici dükkân kapattı, büyük şirketler ise personel ve
şube sayısında tasarrufa gitti.

Bu nedenle 2026'da bu seyrin mutlaka dengelenmesi gerekiyor, aksi takdirde, çok
geniş bir sektörde daha büyük finansal kayıplar ve ciddi bir istihdam krizi riskiyle
karşı karşıya kalabiliriz. Bugün açısından bakıldığında ise, reel anlamda
fiyatların bir miktar geri geldiği, pazarlık gücünün alıcı lehine arttığı bir
dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla finansman bulabilen ve orta-uzun vadeli düşünen
tüketici için, seçici olmak kaydıyla, ikinci el tarafında görece rasyonel bir
alım zamanı olduğunu söylemek mümkün.

Yıl sonu sıfır otomobil satışları, her zaman hareketlidir, filo alımları artar,
hedef baskısı yükselir. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda bu artış eğiliminin sürdüğünü
net biçimde görüyoruz. 2023 yılı aralık ayı 158.653 adet, 2024 yılı aralık
ayı ise 170.249 adet olarak gerçekleşmişti. 2025'in geride bıraktığımız her
ayında, bir önceki yılın aynı ayının üzerinde bir satış hacmi görüyoruz. Bu eğilim
bize, yıl sonu için de benzer bir tabloyu işaret ediyor.

Markalar distribütörlerine, distribütörler bayilere ciddi satış baskısı uyguluyor.
Bu baskı da yıl sonu cazip finansman kampanyaları, iskonto hareketleri ve zaman
zaman da otomobilin matrahıyla oynayarak bir alt ÖTV dilimine kaydırma çabası
olarak karşımıza çıkıyor. Son beş yıl verilerine dayalı yaptığım projeksiyona
göre, aralık ayında yaklaşık 185.500 adet binek + hafif ticari araç satışı bekliyorum.
Bu senaryo gerçekleşirse, yıl sonunda 1,3 milyon adetlik barajın aşılacağını
öngörüyorum.

2025 yılı, otomotiv sektörü açısından rakamlar büyüdü, kârlılık küçüldü diyebileceğimiz
bir yıl oldu. 2024'e göre daha iyi, 2023'e göre ise daha zayıf bir tabloya
işaret ediyor. Satış adetlerine baktığımızda büyüme var, ancak bu büyüme,
kârlılıklara aynı ölçüde yansımadı, hatta çoğu oyuncu için zararı büyüttü.

Bunun temel nedeni, enflasyon kaynaklı maliyet artışlarının fiyatlara tam olarak
yansıtılamaması. Firmalar ayakta kalabilmek için yüksek adetlere oynadılar hem
sıfır hem ikinci el otomobillerdeki fiyat artışları, enflasyon ve yükselen finansman
maliyetlerinin gerisinde kaldı. Bu da marjları eriten bir dinamik yarattı.

2026 yılının bir dengelenme yılı olacağını düşünüyorum, elbette ülkede herhangi
bir olağanüstü gelişme yaşanmadığı varsayımıyla. 2025'te iflas eden, konkordatoya
giden veya sektörü tamamen terk eden çok sayıda firma oldu. Sektörde kalan
oyuncular ise ciddi bir cost-cutting sürecine girerek yapılarını sadeleştirdi,
verimliliğe odaklandı.

Basit tabirle, firmalar sıkı bir diyet yaparak daha fit hâle gelmeye çalıştı.
2026'nın ilk yarısında bu sıkılaşma ve temkinli seyir devam eder, ikinci yarıda
ise piyasa faizlerinde dengeli bir düşüş yaşanması hâlinde pazarın toparlandığını
görürüz. Böyle bir senaryoda, 2025'i doğru yönetim anlayışıyla atlatmayı başarmış,
risklerini kontrollü şekilde yönetmiş firmalar 2026'nın ikinci yarısında
yeniden yükselişe geçecektir.

Fiyat tarafında ise, 2025'te enflasyona göre reel anlamda geride kalan artışların
2026'da kademeli ve daha rasyonel bir zeminde devam edeceği kanaatindeyim. Sıfır
araçta üretim ve lojistik maliyetlerinin, ikinci elde ise finansmana erişimin
belirleyici olduğu, sert dalgalanmalardan çok, daha sınırlı ama istikrarlı bir
fiyat hareketinin yaşandığı bir yıl görebiliriz.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli
Branch: unknown | Env: local