Yılın son çeyreğinde hangi sektörler öne çıkıyor?
Son çeyrekte hangi sektörler öne çıkabilir?
-------------------------------------------
3. çeyrekte küresel konjonktürde yumuşayan ticari ve jeopolitik riskler, risk iştahının
bir miktar kabarmasına neden olurken bu etkinin yurt içinde hissedilmediğini
izlemeye devam ettik.
BIST 100 endeksi, yıl genelinde küresel piyasalara karşı zayıf hareketini sürdürdü
ve bu dönemde de dolar bazlı baktığımızda yılın en zayıf performanslarından
birini sergiledi.
Tema faiz indirimi hikayesi olmaya devam ederken, Temmuz ve Eylül aylarındaki
faiz indirimlerine rağmen tahvil faizleri 3. çeyrekte önemli bir düşüş yaşamadı.
Toplamdaki 550 baz puanlık indirime karşın kısa vadeli tahvillerde oldukça sınırlı
bir geri çekilme gerçekleşti.
Petrol fiyatlarının baskı altında kalmaya devam etmesi ve avronun dolar karşısında
değer artışı başta ihracatçılar nezdinde güçlü beklentiler doğururken, Hindistan-AB
görüşmeleri ve AB'nin bütçeyi savunma harcamalarına kaydırması ise sektörel
bazda yeni risklerin oluşmasına zemin hazırladı.
Temmuz ayında başlayan indirim beklentisi Haziran ayında fiyatlamalara yansıdı ve
Eylül'deki siyasi davaların etkisiyle faizlerdeki yüksek seyir canlı kalmaya
devam etti.
Fakat kredi tarafında indirimlerin de etkisiyle 2. çeyreğe nazaran daha ulaşılabilir
bir yapı ortaya çıktığı izleniyor.
4. çeyreğe girerken ilk etapta ana katalizör aynı hikaye olmaya devam edecek. Faiz
indirim teması başta bankacılık kârları için belirleyici olacak.
Küresel konjonktür ve Türkiye'nin konumu
----------------------------------------
Küresel konjonktürde takip edilecek önemli gelişmeler ise, Trump-Çin çatışması,
AB'nin Çin ve Rusya'ya karşı tavrı, olası jeopolitik gelişmeler ve dolar endeksindeki
gelişmeler olacak.
Her ne kadar yılın ilk 9 ayında avro dolar paritesinin artış göstermesi ihracatçılar
nezdinde bir rahatlama oluştursa da, AB'den gelen zayıf PMI ve sanayi verileri,
AMB'nin faiz indirim ihtimallerini yukarı çekti ve parite düşüş eğilimine
girdi.
ABD-Çin kapışmasının ana darbesi, daha çok gelişmekte olan ülkeler piyasalarında
hissediliyor. Gümrük vergileri sebebiyle Çin'in ABD'ye yaptığı ihracatları farklı
bölgelere kaydırması, gelişmekte olan ülkelerin ihracat pazarlarında zayıf
kalmasına sebep olmakta.
Bunların yanında Türkiye'nin içinde bulunduğu konjonktürde yeni fırsatlarda aralanıyor.
Suriye ile iyileşen ilişkiler, 4. ana ihracat pazarımız olan Irak'a benzer
bir pazar oluşmasını sağlayabilir.
ABD ve AB ile iyileşen ilişkiler, Rusya ile diğer ülkelere nazaran daha dengeli
seyrin korunması, kuzey ve güneydeki jeopolitik yıkımlara yakın konum ve Çin'in
yaptırımlara karşı koridor ülke olma fırsatı burada Türkiye'nin köprü görevinde
kalmasını sağlamakta.
Ayrıca ABD'nin küresele açtığı vergi savaşına karşın Türkiye'nin rekabet üstünlüğü
bulunması ve büyüyen Afrika pazarında Çin'den sonra know-how bakımından Afrika'ya
en ucuz iş temin edebilecek düzeyde kalmamız da burada temel dinamiklerin
pozitif senaryolarda kalmasını sağlamakta.
Diğer yandan kıymetli madenler dışarıda bırakılmak üzere emtia fiyatlarındaki zayıf
seyir sayesinde hammadde maliyetlerinde olası düşüş senaryoları da başta ihracatçıları
pozitif etkilemeye devam ediyor.
Petrol ve ana gıda hammaddelerindeki baskılı seyir, enflasyonu ticaret savaşlarına
karşın dizginleyen ana faktör konumunda.
Fakat tüm bu fırsatların uzun vadede iç ve dış siyasi gelişmelerle sınanabileceği
gerçeği endeksi siyasi şoklara karşı savunmasız hale getirmekte.
O yüzden çeyreksel bazda ana makro hikaye iç siyaset-faizenflasyon denkleminde
kalmaya devam edecek.
Yıl sonuna kadar piyasanın ana beklentisi gelen Eylül ayı enflasyon verisi sonrasında
150'şer baz puanlık indirimlerle beraber faizin %37,5'e düşmesi yönüde. Fakat
önümüzdeki süreçte gelebilecek enflasyon ve dolar mevduat verilerine göre
%36 ile %39 arasında değişen tahminler mevcut.
Her halükarda faiz-tahvil korelasyonu bağlamında 2 yıllık tahvillerin düşebilecek
bir alanı olduğunu gözlemliyoruz. Bu alan 4. çeyrekte son dönemde endekse puan
külfeti olan bankacılık endeksinin ayaklanmasındaki öncü rol olabilir.
Bankacılık Sektörü
------------------
Bankacılık endeksi, yılbaşından bu yana nominal %4, relatif ise %11'lik değer kaybının
ardından siyasi şoklarla beraber zayıf seyrini sürdürmekte.
Temel hikayenin bir bölümünün 2024 yılında fiyatlanması ve beklentilerin yeniden
negatif olarak şekillenmesi XBANK'ta da satış baskısını beraberinde getirdi.
Fakat burada net faiz marjlarında iyileşmelerin başlaması ve tahvil faizlerinin
olası düşüş senaryosu sektörün altında yatan ana katalist olmaya devam edecek.
Net faiz marjlarındaki tepe noktasının 2026'nın 2. Yarısında başlayabileceğinin
öngörüleri de burada fiyatlamaların olgunlaşmasına destek sağlayabilir.
Ayrıca banka dışı finans tarafındaki kâr artışlarıyla beraber iştirak gelirlerindeki
iyileşmenin de fark yaratması beklenebilir.
Güncel verilere baktığımızda 3. çeyreğe ilişkin verileri henüz almış olmasak da
Temmuz ve Ağustos aylarında güçlü kâr artışları bilanço öncesinde bankacılık tarafında
güçlü sonuçlar almamızı sağlayabilir.
Temmuz ayında bankacılık sektörünün net kârı geçen yılın aynı ayına göre %67'lik
artışa işaret ederken Ağustos ayında ise %147'lik bir artış meydana geldi. Toplamda
bu 2 ayda 140,9 milyar TL net kâr elde edilirken Mayıs ve Haziran ayında
ise 158,3 milyar TL'lik kâr almıştık.
Çeyreksel olarak bankacılık kârlarında sınırlı zayıflama beklentisi bulunurken yıllık
bazda ise reel büyümelerin devam ettiği gözlemleniyor.
Özel sermayeli bankaların net kârı özellikle Ağustos ayında bir miktar genel ortalamaların
altında kalırken kamu bankalarının ise bu dönemde güçlü kâr ürettiği
gözlemlendi. Burada VAKBN ve son dönemde ABD ile dava sürecinin kaldırılmasına
yönelik gündem maddesine oturan HALKB'nin bilanço beklentileri kritik seviyede
takip edilecek.
Garanti Bankası (GARAN), sürdürdüğü güçlü operasyonel kârlılık göstergeleriyle devam
ederken şirketin paylaştığı sunuma göre yıl sonunda da bankalar arasında en
güçlü operasyonel performansı göstermeye aday görünüyor.
Metrikleri güçlü kalmaya devam etse de aktiflerine ve özsermayesine oranla bu güçlü
perfomansın arkasındaki fiyatlama 2025 yılında da hissedildi XBANK'ın üzerinde
relatif performans sergiledi.
İş Bankası (ISCTR) ise özel sermayeli bankalara nazaran daha zayıf bir finansal
performansla karşımıza çıksa da komisyon ve iştirak gelirleriyle kârını bir miktar
dengelemeyi başardı. Bu süreç, diğer çeyreklerde de hissedilebilir.
Operasyonel çarpanlara baktığımızda ISCTR'nin özel sermayeli bankaların gerisinde
kalmaya başladığını izliyoruz.
Savunma Sanayi
--------------
Savunma sanayi tarafında ihracat rakamları iyileşmeye devam etmekte. Yılın ilk 9
ayında dolar bazlı %40 büyüyen savunma ve havacılık ihracatı, sektörel anlamda
net bir atak potansiyeli taşımakta.
Başta Avrupa Birliği'nin EDF (Avrupa Savunma Fonu) + EDIP gibi programlara ~ 1,065
milyar + 1,5 milyar euro kadar kaynak ayrılmış durumda, ayrıca 150 milyar euroluk
SAFE (Avrupa Güvenlik Eylemi) fonu ve Almanya'nın 500+300 milyar avroluk
altyapı ve savunma harcamaları fonu, savunma sanayisine yapılacak olan yatırımların
dünya tarihinde görülmemiş bir seviyeye çıkacağını vurgulamakta.
NATO üyelerinin GSYH'e oranla %5'e kadar savunma harcaması taahhüdü sektöre ilişkin
yatırımların bileşik şekilde büyümesine sebep oluyor.
Burada NATO dışında karşı tarafı düşünmenin de faydası var. Batı Bloğu savunma harcamalarını
çok yüksek seviyede artırırken diğer yandan Çin, Hindistan, Pakistan,
Endonezya ve Afrika tarafında da savunma harcamalarında çılgın artışlar görmemiz
muhtemel.
Ayrıca Trump'ın vaad ettiği küresel barış ortamı söylemlerine rağmen jeopolitik
gerginliklerin sürekli olarak bir noktada sona ererken bir noktada baş göstermesi,
küresel çapta yükselen sağ ve olası istenmeyen senaryolar sektöre ilişkin
portföylerde bir hedge alanı oluşturmuş durumda.
Hisse senedi fonlarının portföylerini incelediğimizde savunma sanayi şirketlerinin
ağırlıklarının primlenen hisselere rağmen artmaya devam ettiğini izliyoruz.
Transformatör ve Enerji Ekipmanları
-----------------------------------
Transformatör pazarında yapay zeka yatırımları ve AB'nin Rus petrolüne bağımlılığını
azaltma hedefleriyle beraber yeni enerji santralleri kurulumlarının akabinde
transformatör talebinde patlama devam etmekte.
Yerli transformatör üreticilerinin de artan talebe karşın kilitlenen operasyonları
burada ana büyümenin indikatörü konumunda. Bu kapasite yetersizliğinin ve talep
çağrılarının yapay zeka devrimi ve yenilenebilir enerji dönüşümüyle beraber
sürmesi beklenmekte.
Son dönemde AB'nin yeni yaptırım paketinde Rus gazına olan bağımlılığını daha erken
tarihe çekerek sonlandırma kararı gibi etkenler de burada enerji ekipmanı üreticisi
oyuncularına yeni fırsat sağlamakta.
3. çeyrekte ihracat ve sanayi üretimi verilerine baktığımızda da bu segmenti kapsayan
alanlarda net büyümeler gözlemlenmekte. Ayrıca hammadde maliyeti olarak ana
maliyetlerden bakır fiyatlarının Ağustos ve Eylül ayındaki geri çekilimi 3.
Çeyrekte marjların iyileşme eğiliminde olduğunu gösterebilir.
Fakat 4. çeyreğe girmemizle beraber arz tarafındaki sorunlar ve kıymetli madenlerdeki
yükseliş, bakır fiyatlarının yeniden yukarı yönlü ivmelenmesine sebep olmakta.
Bu tarafta yurt içinde de artan TEİAŞ yatırım bütçesi ve enerji arzındaki sürekli
artış, sektörün büyümesine yardımcı olmakta.
Sermaye ve Orta Yüksek Teknoloji Mal Üretimi
--------------------------------------------
Yenilenebilir enerji kurulumu tarafına baktığımızda AB'nin Rus petrolüne karşı bağımsızlık
hedefi ve Trump'ın ABD Başkanı olmasıyla beraber Çin'e karşı agresif
tutumu bu noktada ihracat pazarı tarafında yeni fırsatları perdeleyebilir.
Fakat burada AB-Hindistan yakınlaşması ve Çin'in süregelen fiyatları kıran modül
üretimleri ihracat pazarı tarafında hâlâ soru işaretlerinin barınmasına neden
olmakta.
Astor Enerji (ASTOR), 40%'a varan ihracat oranının yanında İspanya ve ABD'de yeni
fabrika açılışı yapmayı planlıyor. Böylelikle şirket Türkiye haricinde küresel
pazarda da önemli transformatör oyuncularından biri olmayı planlıyor.
Şirket, 2024 yılında ve 2025'in ilk yarısındaki kapasite ve verimlilik artışına
ek olarak anahtarlama tesislerinde de 100%'lük kapasite artışına gitti. Şirket,
bunların yanında yüksek gerilim gaz izoleli şalt ekipmanları yatırımı ile yıllık
50 milyon dolarlık ciro katkısı beklemekte.
Fakat şirketin ana hissedarının paylarının bir kısmını 109,45 TL fiyattan kurumsal
yatırımcılara satması sonrasında hissede yüksek baskılar gözlemlendi. Güncel
olarak 90 TL'nin üzerine yerleşen hisseler satış fiyatının oldukça altında fiyatlanmakta.
Girişim Elektrik (GESAN), hem Türkiye'nin en büyük orta ölçekli transformatör hem
de iştirakleri Europower ve PEAK PV ile önemli enerji ekipmanı oyuncularından.
Şirketin iştiraki aracılığıyla BYD ile iş anlaşması imzalaması hem de 2. çeyrekte
yeni açılan fabrika ile beraber gelecek kârlılıkta güçlü büyümeler gözlemleniyor.
Şirket, FAVÖK'ünün 2025 yılında yıllık olarak dolar bazlı 47% büyümesini tahmin
ederken 2027 yılının sonuna kadar 2025'e kıyasla 100%ün üzerinde büyüme beklemekte.
Bu büyüme tahminlerine karşılık hem yurt içi hem de küresel rakiplerine oranla oldukça
iskontolu kalan çarpanlarıyla dikkat çekse de geçmişte tutturulamayan hedefler
hisseler üzerinde baskı oluşturmuş durumda.
Kontrolmatik Teknoloji (KONTR), şimdiden küresel ölçekte önemli depolama oyuncusu
olmuş durumda. Şirket, yalnızca depolamalı ürünler üzerinden değil uzay teknolojisi,
ges ve üretim hatları gibi birçok yüksek teknolojik alanda faaliyet gösteriyor.
Bu faaliyetleri aynı zamanda güçlü gelir akışı anlamında da operasyonel olarak uygulamakta
olan şirket, hem Türkiye'nin hem de ABD'nin en büyük enerji ihalelerini
almayı başardı.
Son olarak ise şirket bağlı ortaklığı Pomega Enerji Depolama Teknolojileri A.Ş.
ile Meksika merkezli Jebla Energy iştiraki arasında, Meksika'da Pomega'nın Türkiye'de
ürettiği ürünlerin Meksika ve Latin Amerika pazarlarına satışı ve lityum-iyon
batarya üretim ve enerji depolama sistemi için 3 GW'lik bir anlaşma imzaladı.
Şirketin hem yurt içinde BOTAŞ, Enerjisa gibi kuruluşlardan çok büyük ihaleler alabilmesi
hem de yurt dışında küresel ölçekte büyüklükte şirketlerden aldığı ihaleler,
küresel pazar oyuncusu konumunu güçlendiriyor.
Haberleşme Altyapısı
--------------------
5G ihalesi 16 Ekim 2025 tarihinde yapılacak ve 1 Nisan 2026 itibarıyla hizmete sunulması
planlanıyor. İhaleye yalnızca mevcut GSM ve 4.5G lisanslarına sahip Turkcell
(TCELL), Türk Telekom (TTKOM) ve Vodafone katılabilecek.
Toplamda 11 farklı frekans paketi, 700 MHz ve 3.5 GHz bantlarında olmak üzere 400
MHz'lik bir spektrum için 2.125 milyar dolar asgari bedelle sunulacak.
Fakat bu bedel başlangıç bedeli olacak. İhale sonrasında bu bedel daha yüksek rakamlara
ulaşacak. Son 4.5 G ihalesi, 3 milyar doların üzerinde gerçekleşmişti.
İşletmeciler, frekans ücretini üç eşit taksitte ödeyebilecek ve yetkilendirme süresi
31 Aralık 2042'ye kadar geçerli olacak. İhalede getirilen %60 yerli ürün ve
%30 milli haberleşme ürünü kullanma yükümlülüğü, teknoloji ve altyapı sektöründe
ek talep yaratacak.
GSM operatörleri ilk etapta yatırımları kendi veritabanı ve insan kaynağıyla karşılayacak.
Bu yatırım harcamaları kısa vadede nakit akışlarını negatif etkileyebilir.
Ancak uzun vadede 5G altyapısı dijitalleşme ve inovasyon süreçlerini hızlandırarak
geri dönüş sağlayacak. Yatırımlar sadece mobil operatörleri değil, altyapı,
teknoloji ve savunma sanayi gibi yan sektörleri de etkileyebilir.
İhale öncesinde TCELL ve TTKOM'da satış baskısı hissedilirken bu ihalede görev alabilecek
altyapı şirketlerinde ise daha güçlü hisse performansları izliyoruz.
Halka açık şirketler arasında küçük piyasa değerine sahip firmalar, 5G yatırımlarından
daha hızlı ve yüksek k r potansiyeliyle fayda sağlayabilir. İhale ortamının
yüksek rekabet içeriyor olması ise kâr marjlarını sınırlayabilir. Uzun vadede
yüksek hız, düşük gecikme ve geniş kapasite gibi 5G avantajları, yenilikçi hizmet
ve uygulamalar için yeni iş fırsatları yaratacak.
5G ihalesi Türkiye'de telekom ve teknoloji ekosistemine stratejik bir büyüme fırsatı
sunarken, kısa vadede nakit ve yatırım baskısı yaratacak. Sektör oyuncularının
bu değişime uyum sağlaması ve işbirlikleri kurması, rekabet avantajı açısından
kritik olacak.
Telekomünikasyon altyapısı alanında Çinli dünya devi olan ZTE'nin gücünü arkasına
alan Netaş (NETAS), yüksek hızlı veri aktarımı, düşük gecikme süresi ve geniş
kapsama alanı sağlayan ZTE tabanlı 5G altyapı çözümleri sayesinde operatörler
ve işletmeler, dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırıyor.
Yeni nesil yerli baz istasyonları, mikrodalga iletişim ürünleri, doğru akım güç
kaynakları ve akıllı lityum iyon aküler gibi 5G uyumlu altyapı çözümleri
Şirket'in, 5G sürecinde yerli üretim odaklı çalışmalarını sürdürmesinin yanı sıra
nesnelerin internetinden, savunma sanayisine kadar hizmetleri bulunmakta.
Odine Teknoloji Çözümleri (ODINE), 5G ve 6G ağlarına yönelik yapay zekâ destekli
semantik haberleşme teknolojisi için patent başvurusu yaparken ayrıca, Turkcell
ile 5G otomasyonu ve bulut dönüşümü için işbirliği yaparak, tamamen otomasyona
dayalı 5G ağına geçişte önemli bir dönüm noktasına odaklanıyor.
Alcatel-Lucent Teletaş (ALCTL), Nokia'nın Türkiye'deki iştiraki olarak, 5G altyapı
projelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Şirket, mobil operatörler için 5G
altyapısı kurulması faaliyetlerinde yer alabilir.
Ayrıca şirket, daha önce 2023 yılında 5G gündeme geldiğinde KAP'ta mobil operatörlerin
kullandığı altyapı ekipmanları ile ilgili üretim ya da herhangi bir satış
faaliyeti bulunmadığını, mobil operatörler için 5G altyapısı kurulması faaliyetlerinin
doğrudan
Alcatel finansallarını etkilemeyeceğini belirtmişti. Fakat altyapı faaliyetlerinin
kapasite artırımına etkisi sebebiyle, Alcatel'in finansallarına dolaylı olarak
pozitif etkide bulunabileceğini de belirtmişti.
Karel Elektronik (KAREL), Nokia ile yaptığı anlaşma çerçevesinde Türkiye'de 4G ve
5G baz istasyonları üretimi yapmakta. Bu stratejik ortaklık, Karel'in 5G altyapı
projelerinde önemli bir üretici konumuna gelmesini sağlarken şirketi 5G yatırımlarının
merkezine itebilir.
Ayrıca Yerli Ürün sertifikalı 5G ekipmanları da şirketi ihaledeki yerlilik şartına
uygun konuma sokuyor.
Prysmian Group (PRKAB), FTTX ve 5G ağlar için son teknoloji ile ürettiği fiber optik
kablo çözümleri sunmakta. Özellikle, Siro??? Extreme kablosu, dünyanın ilk
180µm fiber optik kablosu olma özelliği taşıyor ve 5G ağlarının verimli çalışması
için kritik öneme sahip. Şirket bu noktada 5G ihalelerinde kullanılabilecek
fiber kabloların üretimini yapabilecek kapasitede iş alabilir.
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı
kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy
yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında
imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların
kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve
getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer
alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun
sonuçlar doğurmayabilir.
Önemli Not: Bu haberde dosya eki bulunmaktadır. Kullanıcılarımızın dosyaya erişmek için
Manşet'in üst kısmında yer alan linki tıklamaları yeterlidir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -