Ekonomi

Basın Bülteni- Rolls-Royce, Phantom’un 100. yılına özel, 25 araçlık ve 77 özgün motifli landmark koleksiyonunu tanıttı


Phantom'un 100. yılını onurlandıran 25 araçtan oluşan özel landmark koleksiyonu
tanıtılıyor. Bespoke tasarım ekibi yaptığı araştırmalarla Phantom'un yolculuğundaki
dönüm noktalarını yansıtan 77 özgün motif yarattı. Bugüne kadarki teknolojik
açıdan en iddialı olan özel koleksiyon, Bespoke ekibinin üç yıl süren ve 40.000'den
fazla saatlik iş birliği ile geliştirildi.

100 yıldır Phantom, dünyanın en etkili isimleri tarafından tercih edilen, başarı
ve seçiciliğin nihai sembolü olarak tanınıyor. Efsanevi Phantom'un 100. yılı kutlanırken,
Rolls-Royce Motor Cars Phantom Centenary Private Collection ile saygı
duruşunda duruyor ve sadece 25 adet ile sınırlı bu özel koleksiyonu kutluyor.

Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) Collective'in tasarımcı, mühendis ve ustaları,
tüm uzmanlıklarını ve yaratıcılıklarını bir araya getirerek, markanın başyapıtı
olarak nitelendirilebilecek bu eşsiz koleksiyonu hayata geçirdi. Rolls-Royce
Bespoke ekibi, 1920'lerden günümüze Phantom'un her neslinin ruhunu ve kimliğini
detaylı bir şekilde inceleyerek, modelin dünyasına tam anlamıyla nüfuz etti.
Bespoke ekibi, Phantom'un önemli sahiplerini, Rolls-Royce'un kilit isimlerini,
modelin tasarlanıp üretildiği mekanları ve dönemin ruhunu yansıtan önemli olayları
detaylı bir şekilde araştırdı. Bu ilham kaynakları, önce 77 el çizimi motif
olarak tasarlandı ve ardından Phantom Centenary Private Collection'a özenle
işlenmiş arşiv referanslarıyla yansıtıldı. Ortaya çıkan bu özel koleksiyon, Phantom'un
geçmişine saygı duruşunda bulunurken, bugününü tanımlıyor ve önümüzdeki
100 yıl boyunca modelin mirasını şekillendirecek prensipleri ortaya koyuyor.

Her tarihi an, bu nadir ve koleksiyon değeri taşıyan saygı duruşu için özel olarak
geliştirilen ileri düzey zanaatkarlık teknikleri ile hayata geçiriliyor. İç
mekânda, couturier tasarımı tekstiller, çizim stilinde nakışlar, lazerle işlenmiş
deri ve öncü ahşap işçiliği - üç boyutlu marküteri, altın varak ve üç boyutlu
mürekkep katmanlama dahil - Phantom'un hikayesini çarpıcı ve detaylı bir şekilde
anlatıyor. Dış tasarımda, kaput benzersiz bir Spirit of Ecstasy figürü ile
taçlandırılıyor. Bu figür, Phantom'un ilk modelinde ilham alınarak yeniden yorumlandı
ve bu özel yıldönümünü anmak için saf altından üretildi.

Dış tasarım: Zarif ve özel Bespoke ifadesi
Siyah - beyaz bir film yıldızının zamansız zarafetini yansıtan Phantom Centenary
Private Collection'ın dış tasarımı, Phantom'un galalarda boy gösterdiği, sinema
ikonlarını taşıdığı ve dönemin ışıltısının simgesi haline geldiği Hollywood'un
altın çağını anımsatıyor. Araç, Bespoke iki tonlu boya ile tamamlanıyor ve uzun
yüzeylerdeki bu uygulama, 1930'lu yılların Phantom modellerinin akıcı silüetine
saygı duruşu niteliğinde. Yan gövde, Arctic White üzerine Super Champagne Crystal
kaplamasıyla sunulurken, üst gövde siyah üzerine Super Champagne Crystal
ile tamamlanıyor. Özel olarak geliştirilen bu kaplama, dış yüzeye olağanüstü bir
metalik parlaklık kazandırıyor. Bu etki, şeffaf verniğe ince öğütülmüş cam parçacıklarının
eklenmesiyle sağlanıyor. Bu özel kutlama Private Collection için,
Rolls-Royce boya uzmanları, şeffaf parçacıkları şampanya rengi partiküllerle
değiştirerek miktarını iki katına çıkardı ve böylece büyüleyici bir derinlik elde etti.

Bu zamansız kaplama, Spirit of Ecstasy'nin benzersiz bir yeniden yorumlanmasıyla
taçlandırılıyor. Phantom'a takılan ilk Spirit of Ecstasy figürünü referans alan
tasarımcılar, bu ikonik figüre bir saygı duruşu niteliğinde tasarım ortaya çıkardı,
önce 18 ayar saf altın ile dökülen figür, ardından 24 ayar altın kaplama
ile tamamlanarak kusursuz ve kararmaya dayanıklı bir yüzey sunuyor. Parça, Londra'daki
Hallmarking & Assay Office'e sunularak, özel olarak geliştirilen Phantom
Centenary damgasını aldı.

Rolls-Royce tarihinde bir ilk, altın ve beyaz mineli RR
Figürün tabanı, el dökümü beyaz cam mine ile tamamlanıyor ve koleksiyonun adı özenle
işlenerek kazınıyor. Rolls-Royce tarihinde bir ilk olarak, aracın ön, arka
ve yan taraflarında yer alan RR Onur Rozeti, koleksiyona özel 24 ayar altın
ve beyaz mine ile sunuluyor.
Dış tasarımın tamamlayıcısı olarak, her biri 25 çizgiyle işlenmiş Phantom jantları
yer alıyor. Bu detay, koleksiyondaki 25 araca saygı duruşu niteliğinde olup,
toplamda 100 çizgi ile Phantom'un 100. Yılı kutlanıyor.

İç tasarım: Phantom efsanesine yolculuk
Phantom'un bir asırlık hikayeleri, Private Collection'ın iç mekandaki birçok yüzeyde
zarif bir şekilde hayat buluyor, bazıları hemen fark edilen, bazıları ise
zamanla keşfedilen görkemli arşiv referanslarıyla anlatılıyor.

Geçmiş Phantom modellerine bir saygı duruşu olarak, Phantom Centenary'in iç mekânı
tekstil ve deriyi bir araya getiriyor, bu tasarım, markanın ilk yıllarını anımsatıyor,
şoför koltuğu dayanıklı deri ile arka kabin ise lüks kumaşlarla kaplanıyordu.
Bu zarif kontrast, Phantom'un her zaman sürüşteki otorite ile yolcu kabinindeki
mutlak huzuru mükemmel bir dengeyle bir araya getirdiğini gözler önüne
seriyor.

Arka koltuklar: Ustalığın zirvesi
Phantom Centenary'in arka koltukları, 1926 yapımı ünlü Phantom of Love modelinden
ilham alıyor. O dönemlerde, koltuklar el dokuması Aubusson halılarıyla özel
olarak tasarlanmıştı. Koltuklardaki sanat eserleri, üç farklı hikâye katmanı üzerinden
anlatılıyor. İlk katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanan arka
plan, Phantom'un tarihine ait önemli mekanları ve objeleri gözler önüne seriyor.
Bu detaylar, Londra'daki markanın ilk adresi Conduit Street'ten, Henry Royce'un
Güney Fransa'yı konu alan yağlı boya tablolarına kadar uzanıyor. İkinci katman,
yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanmış olup, geçmişin ikonik Phantom modellerini
ince detaylarla gözler önüne seriyor. Üçüncü ve en üst katman, Phantom'un
her neslinden yedi önemli sahibi soyut bir şekilde temsil eden özenle işlenmiş
nakışlarla oluşturuluyor.
Bu özel kumaş, bir moda atölyesi ile iş birliği içinde 12 ay süren titiz bir çalışma
sonucunda geliştirildi ve haute couture dünyasının ötesinde ilk kez Phantom
Centenary için kullanıldı. Rolls-Royce'un yüksek standartlardaki dayanıklılık,
dokunsal kalite ve estetik beklentilerini karşılamak üzere, yüksek çözünürlüklü
baskı süreci Phantom Centenary Private Collection için özel olarak geliştirilmiş
mürekkepler ve tekniklerle mükemmelleştirildi.

Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu
Yüksek çözünürlüklü baskılı kumaş, benzersiz bir el çizimi görünümü sunan özenle
tasarlanmış nakışlarla tamamlanıyor. Bespoke Collective tarafından iplikle eskiz
yapmak olarak tanımlanan bu özel nakış tekniği, bir kalem çizgisinin ifadesini
tekstil üzerinde kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Her bir görseli öne çıkarmak
ve tanımlamak üzere ustalar, Golden Sands ipliği ile eskiz tarzında düzensiz
dikişler uyguladı. Bu teknik, çizgilerin yüzeyin üzerinde hafifçe süzülüyormuş
gibi görünmesini sağlıyor. Doku ve derinlik, Seashell ipliği ile yüksek yoğunluklu
dikişler uygulanarak sağlandı. Tüm kompozisyon boyunca bu özenli işçilik,
toplamda 160.000'den fazla dikişten oluşuyor. Tamamlanan eser, her biri tam hassasiyetle
hizalanmış ve koltukların kıvrımlarına uyacak şekilde yerleştirilmiş
45 ayrı panelden oluşuyor. Bu süreç, Savile Row terzilik tekniklerinden ilham
alınarak gerçekleştirildi ve sonuç olarak Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk
kompozisyonu ortaya çıktı.

Arka koltukların, el dokuması bir halının çağdaş yorumu olarak tasarlandığını belirten
Celina Mettang (Bespoke Colour and Material Designer, Rolls-Royce Motor
Cars) sözlerine şöyle devam etti: Phantom'un hikayesi, özenle seçilmiş detaylar
aracılığıyla tekstil ve nakışlarla gözler önüne seriliyor. Her bir nakış detayı,
ustalar tarafından dijital olarak yeniden tasarlanarak işlendi ve her çizgi
için özel dikiş teknikleri titizlikle seçildi. Örneğin, at motifinde saç dokusunu
canlandırmak için aralıklı dikişler, kasları ve hatları belirginleştirmek için
ise yoğun dikişler uygulandı. Bu ince detayların kusursuz bir şekilde uygulanabilmesi
için olağanüstü bir hassasiyet gerekiyordu, bir motif, istenilen mükemmelliğe
ulaşana kadar 24 kez revize edildi. Bu süreç, Phantom'un adını onurlandıran
özel bir saygı duruşu yaratırken hissettiğimiz derin kişisel gururu ve bu
ikonik mirası gelecek nesillere taşıma sorumluluğunu gözler önüne seriyor.

Ön koltuklar: Sürüş kabininde tasarımın zirvesi
Ön koltuklardaki deri, Bespoke tasarımcı tarafından el çizimi olarak hazırlanan
çalışmalar temel alınarak lazerle işlenmiş olup, çizerin ustalığını ve detaycılığını
yansıtıyor. Motifler arasında, Phantom'un 100 yıllık mirasının olağanüstü
ağırlığını zarif bir şekilde taşıyan sembolik detaylar yer alıyor. Bunlar arasında,
2003'teki Rolls-Royce yeniden lansmanının kod adı olan Roger Rabbite gönderme
yapan bir tavşan ve 1923 Phantom I prototipinin kod adı olan martı yer alıyor.


Anthology Gallery: 100 yıldır anlatılan seçilen bir hikâye
Phantom Centenary Private Collection'ın merkezinde, Anthology Gallery yer alıyor.
Bu etkileyici kompozisyon, dikey olarak fırçalanmış 50 adet 3D baskılı alüminyum
kanatçıktan oluşuyor ve bir kitabın sayfaları gibi zarif bir şekilde iç içe
geçiyor. Her bir kanatçık, her iki tarafından da okunabilen oyma harflerle tasarlanmış
olup, Phantom'un bir yüzyıl boyunca basında yer alan övgü dolu alıntılardan
oluşuyor.
Heykel, düşen havai fişeklerin ışıltısını çağrıştıran değişken ışıklandırmalarla
zarif bir şekilde aydınlatılıyor. Her bir kanatçığın fırçalanmış kenarları, izleyicinin
bakış açısına göre değişen yansıma ve ışık oyunları oluşturuyor.

Ahşap işçiliği: Heykelsi bir ifade
Phantom Centenary Private Collection, Rolls-Royce tarihinde yaratılmış en karmaşık
ve detaylı ahşap işçiliğini içeriyor. Bir yıl süren bir çalışma sonucunda geliştirilen
ve Blackwood ile renklendirilmiş kapı panelleri, Phantom'un en önemli
ve dönüm noktası niteliğindeki yolculuklarını gözler önüne seriyor.

Her bir kompozisyonda, coğrafi haritalar, kıvrımlı yollar, geniş manzaralar, bitkisel
detaylar ve deneysel araba tasvirleri, Phantom'un mirasını yansıtan yaşayan
bir sanat eseri yaratacak şekilde bir araya getiriliyor.

Arka kapılar, Sir Henry Royce'un kış aylarını geçirdiği St. Tropez yakınlarındaki
Le Rayol-Canadel-sur-Mer kıyı şeridini betimliyor. Ön yolcu kapısında, Sir Henry
Royce'un yazlık konutunun bulunduğu West Wittering'in manzarası yer alıyor.
Burası, günümüzde Rolls-Royce'un merkezi olan tesise yalnızca sekiz mil uzaklıkta
bulunuyor. Sürücü kapısında, Goodwood döneminin ilk Phantom'ının Perth'ten
başlayarak Avustralya kıtasını kat ettiği destansı 4.500 millik yolculuk anlatılıyor.

Her bir kompozisyonda, derinlik ve doku yaratmak amacıyla 3 boyutlu çok yönlü marküteri,
lazer kazıma, 3 boyutlu mürekkep katmanlama ve altın varak teknikleri
bir araya getiriliyor. Haritalar, manzaralar, çiçekler ve ağaçlar gibi motifler,
lazer kullanılarak ahşaba üç farklı derinlikte işleniyor. Bu yolculukları temsil
eden yollar, 0.1 mikrometre kalınlığındaki altın varak karelerinden işlenmiş
24 ayar altınla parlatılıyor. Her bir yol özenle hazırlanıyor, kesiliyor ve yerleştiriliyor.

Arka kapılarda, Güney Fransa'ya özgü çam, servi, eğrelti otu ve palmiye gibi bitki
örtüleri de yer alıyor. Arka yolcu kapısının bir bölümü ise Sir Henry Royce'un
bölgeye ait orijinal yağlı boya tablolarından birini, tuvalden ahşaba aktararak
yeniden canlandırıyor. Royce'un evlerinin tam konumları - Güney Fransa'daki
Villa Mimosa ve West Wittering'deki Elmstead - 2.76 mm çapında tek bir altın varak
noktasıyla özenle işaretleniyor.

Phantom'un hikayesinin farklı yönlerini bir araya getiren kompozisyonu oluşturmak
için orijinal metinler, günlükler, fotoğraflar ve tablolar gibi eşsiz bir kaynak
yelpazesinden yararlandıklarını belirten Katrin Lehmann (Bespoke Colour and
Material Designer, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: Bu proje
için geliştirilen yeni teknolojiler, özellikle 3 boyutlu mürekkep katmanlama,
daha önce mümkün olmayan ölçekte detayların eklenmesine olanak sağladı - bazıları
yalnızca 0.13 mm yüksekliğinde, denizde yelken açan bir tekneden haritadaki
konum isimlerine kadar her detay titizlikle işlendi. Phantom'un tarihindeki anları,
bu ismi taşıyan modelin hak ettiği detay ve titizlikle hayata geçirebilmek
büyük bir ayrıcalık.

Kapılardaki ahşap yüzeyler, özenle işlenmiş deri panellere dönüştürülüyor. 24 ayar
altın yollar, altın iplik işlemeler olarak devam ediyor, haritalar ve manzaraların
detayları siyah iplikle işlenerek kapıların kaplamalı bölümündeki kazınmış
detayları yansıtıyor. Ahşap işçiliği, 1925 model orijinal Phantom I ve günümüz
Phantom VIII'in tasvirleriyle tamamlanıyor, her biri arka piknik masalarına
özenle kazınmış olarak sunuluyor. Modeller, piknik masalarının deri kaplı arka
yüzeylerindeki işlemelerde de yansıtılıyor, bu, geçmiş ile günümüzü bir araya
getiren bir diğer ince detay olarak öne çıkıyor.

Piano Black kaplama, merkezi döner düğmeyi yansıtan altın tozu ile zenginleştirilmiş,
söz konusu düğme de 24 ayar altın kaplamaya sahip olarak sunuluyor.

Altın bir miras
6,75 litrelik V12 motor gibi muazzam bir mühendislik harikası, Arctic White ile
tamamlanmış özel tasarım bir kapakla öne çıkarılıyor. Kapak, Phantom'un modern
efsanesini ve başarısını şekillendiren kusursuz gücü onurlandırmak için 24 ayar
altın detaylarla süsleniyor.

Starlight (Yıldız tavan) altında Phantom'un hikayesi
Hafif animasyonlu ve işlemeli Starlight tavan döşemesi, Phantom'un tarihindeki önemli
anları 440.000 dikişle yansıtıyor. Tasarım, Henry Royce'un Wittering'deki
bahçesinde, iki yakın meslektaşı - markanın Baş Motor Tasarımcısı Charles L. Jenner
ve Rolls-Royce'un deneysel departmanının baş test sürücüsü Ernest Hives -
ile birlikte dut ağacının altında fotoğraflandığı anı yansıtacak şekilde tasarlandı.
Bespoke Collective, bu andan ilham alarak, Starlight tavan döşemesinin altında
oturan müşterilerin Royce'un bir zamanlar yaşadığı gibi kendi hayal gücü
ve olasılık kıvılcımlarını deneyimleyebileceği bir ilham atmosferi yaratmayı amaçlıyor.

Sahne, markanın Goodwood'daki merkezinin avlusundaki karakteristik kare taçlı ağaçları
da içerecek şekilde tasarlanıyor. Bal arıları - Rolls-Royce Arıcılığı'ndaki
250.000 sakinine atıfta bulunan bir detay - uçuş halinde tasvir ediliyor, muhtemelen
yalnızca Rolls-Royce'un merkezinde yetiştirilen Phantom Rose'a doğru
ilerliyorlar. Takımyıldızlarının arasında, geçmişin önemli Phantom modellerine
sessiz övgüler yer alıyor, bunlar arasında, Sir Malcolm Campbell'in Bluebird
olarak bilinen Phantom II'sini temsil eden bir kuş motifi de bulunuyor. Dut yapraklarının
arasında, Goodwood döneminin ilk Phantom'unun tasarlandığı gizli 1990'lar
tasarım stüdyosu The Bank'teki kasa kapısı kilit mekanizmasına ince bir
gönderme yer alıyor.

Hareket halinde unutulmaz bir miras
Phantom Centenary Private Collection'ı hayata geçiren tasarımcılar, mühendisler
ve zanaatkarlar için bu araç, nesilde bir kez üstlenebilecek türden özel bir sorumluluk
anlamına geliyor. Ortaya konan bu eser, Phantom'un doğuşuna ilham veren
aynı ruhu yansıtıyor: markanın mükemmelliğe olan sarsılmaz bağlılığını ve dünyanın
en iyi aracını yaratma tutkusunu simgeliyor.

Rolls-Royce Phantom Centenary Private Collection, dünyanın en saygın lüks ürününün
100 yıllık mirasına adanmış bir saygı duruşu olarak sunulduğunu belirten Chris
Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti:
Bu ödünsüz sanat eseri, özenle tasarlanmış Phantom VIII'i bir tuval olarak
kullanarak Phantom'un olağanüstü yaşam öyküsünü ve onu şekillendiren insanları
anlatıyor, Rolls-Royce'daki vizyonerlerden, efsanesinin oluşmasına katkıda bulunan
sahiplerine kadar tüm hikayeyi kapsıyor. Bir yüzyıldır, Phantom isim plakası,
Rolls-Royce'un yeteneklerinin zirvesini simgeliyor. Bu mirası onurlandırmak
amacıyla hazırlanan son derece iddialı Private Collection, yeni teknikler sunuyor
ve 40.000 saatten fazla emeğin ürünü olarak ortaya çıktı. Bu araç, Phantom'un
hırs, sanatsal yaratıcılık ve tarihi ağırlık simgesi olarak statüsünü yeniden
teyit ediyor.



-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli
Branch: unknown | Env: local